'Aziz İhsan Aktaş' davası sürüyor: 'Korku iklimiyle pek çok kişi itirafçı hâline getirildi'
Kamuoyunda "Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası" olarak bilinen, aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da yer aldığı yaklaşık 200 sanıklı yargılamanın ikinci haftasında, Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde devam ediyor. Duruşma sanık savunmalarıyla sürdü. Geçtiğimiz hafta belediye başkanları savunma vermişti, bu hafta da duruşmalar tutuklu sanıkların savunmalarıyla sürecek. Duruşmanın 6'ncı gününde Rıza Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat’ın erkek kardeşi tutuklu sanık Adem Gökhan Yankılıç'ın savunmaları alındı. Duruşmanın yarın saat 10.00'da görülmesine karar verildi. Davanın bugün görülecek oturumunda, hakkında 415 yıla kadar hapis cezası talep edilen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın savunmasını yapması bekleniyor. Akpolat ile birlikte savunması alınmayan 5 tutuklu sanık kaldı. Bugün ilk olarak "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “resmi belgede sahtecilik” iddialarıyla tutuklu yargılanan Rıza Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat’ın kardeşi Kazım Gökhan Yankılıç’ın savunması alındı. "Rıza Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat’ın kardeşi olduğum için buradayım" Hakkındaki suçlamaları reddeden Yankılıç, "Rıza Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat’ın kardeşi olduğum için buradayım. Acarkent’teki taşınmazın alınması sırasında ben de yanlarında bulundum sadece" dedi. İddialara konu bir başka daireyi 2022'de 16 milyon TL bir bedelle satın aldığını, bu taşınmazın ablası, Rıza Akpolat ile evlenmeden önce edinildiğini söyleyen Yankılıç, "Aile olarak da maddi durumumuz iyidir. Babam Hüseyin Yankılıç'la birlikte inşaat ve emlak ofisimiz vardı. Sayısız taşınmazın alım satımına aracılık ettik, kiraladık, yıllarca bununla ilgili emek verdik" diye konuştu. Eşinin kendisinin gözaltı ve tutukluluğu sürecinde düşük yaparak çocuğu kaybettiğini ifade eden Yankılıç, "Yaşadığımız hüznün de kaybımızın da telafisi olmayacak" dedi. Rıza Akpolat'ın makam şoförü dinlendi Duruşmada savunması alınan "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" iddiasıyla tutuklu yargılanan Rıza Akpolat’ın makam şoförü Mehmet Ataş da hakkındaki suçlamaları reddetti. Görev yaptığı dönemde, başkanlığın ihtiyaçları doğrultusunda verilen talimatları yerine getirmekle yükümlü olduğunu, Başkan Akpolat ve ilgili birimlerin ilettiği talimatlar doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Ataş, şöyle konuştu: "Tarafıma verilen görevler, tamamen kurum içi hiyerarşi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. İddialara konusu harcamalar ve ödemeler, belediye faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu işlemler, şahsi inisiyatifimle değil, üstlerimden gelen talimatlar doğrultusunda yapılmıştır. MASAK raporunda yer alan bazı hesap hareketleriyle ilgili, şahsi hesabıma aktarılan paralar, Rıza Bey’in bilgisi ve talimatı doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Bu paraların hangi amaçla ve ne şekilde kullanılacağına dair karar merci ben değildim. Benim görevim, verilen talimatları yerine getirmekten ibaretti. Yetkili kişi olarak değil, Beşiktaş Belediyesi bünyesinde görev yapan bir personel olarak çalıştım. Bana aktarılan paraların kaynağını ya da kullanım amacını sorgulamak gibi bir yetkim bulunmamaktadır." "Yapılan işlemler hiçbir zaman gizli yürütülmedi" Makam şoförü Ataş, yapılan işlemlerin hiçbir zaman gizli yürütülmediğini, belirlenen talimatlar doğrultusunda hareket edildiğini ifade ederek, "Devlet personeli olarak görevimi yerine getiren bir işçiyim. (...) Evim kiradır, herhangi bir ek gelirim yoktur. Tek geçim kaynağım, çalıştığım dönemde aldığım maaşımdır. Hayatım boyunca sadece çalışarak geçindim. Özgürlükçü ve dürüst bir yaşam sürmeye çalıştım. Bugüne kadar kimseye zarar verecek bir eylemde bulunmadım. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, öncelikle tahliyemi, ardından da beraatimi talep ediyorum" dedi. Avukat Hasan Sınar, Mehmet Ataş’a, soruşturma evresindeki, "Belediyeye kayıt dışı paralar geliyordu. Verdikleri paraları istediği yerlere teslim ediyordum" şeklindeki ifadesini hatırlatarak, "Size verilen paraların kayıt dışı olduğunu nereden anladınız?" diye sordu. Ataş, "Çünkü bankadan değil, elden teslim aldım" yanıtını verdi. Avukat Sınar, "Parayı elden teslim aldığınız için kayıt dışı diyorsunuz yani, tamamdır" diyerek karşılık verdi. Savunmanın ardından Mahkeme Başkanı, Ataş’a, Acarkent'teki villa, tekne, Auidi araç ile ilgili iddiaları sordu. Ataş, "Acarkent’teki villaya bir kere gittim. Rıza Bey'i götürdüm. Auidi aracı almaya gittiğimde, Rıza bey 'benim' gibi bir kelime kullanmadı. Ben sadece araba almaya gittim. Teknenin Akpolat'a ait olduğunu bilmiyordum. Bacanağı ve kayınçosu konuşunca, bunları satıp yenisini almaları gerektiğini duydum. Burdan bunu çıkardım" dedi. "Beşiktaş Belediyesine sadece bir defa gittik" Duruşmada daha sonra "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “resmi belgede sahtecilik” iddialarıyla tutuklu yargılanan Rıza Akpolat’ın arkadaşı Rabil Artan savunma yaptı. Rıza Akpolat ve ailesiyle 2009’da tanıştığını, zamanla komşuluklarının dostluğa dönüştüğünü anlattı. Artan, şunları kaydetti: "Eşim 2010’da Amerika’da yaşıyordu benimle evlenince Türkiye'de yaşamaya başladı. Eşim Rıza Akpolat’ın çocuğuna süt annelik bile yapmıştır. Yıllarca çocuklar büyürken evlerimizin kapıları birbirine hiç kapanmadı. Birbirimizin araçlarını, evlerini kullandık. Yıllara dayanan bir kardeşliktir. Dikkatinizi çekmek isterim ki o dönemde kendisi belediye başkanı bile değildir. Bir kere makam ziyaretine gittik onun dışında hiçbir şekilde gitmedik Beşiktaş Belediyesi'ne. Arya evlerindeki dairemin alım sürecinden bahsedeceğim. Derya hanım, Rıza Akpolat’ın eski eşi üst katlarının satılık olduğunu söyledi. Alım işlemleri için Çağdaş Yıldız ve Emrah Gülkanat’a vekâlet verdim. Biz eşimle Türkiye’ye kesin bir dönüş yapmak istiyorduk. Türkiye gelmeden bu işleri halletmek istedim. 22 milyon lirayı gönderdim. İddianamede benim arabamı sanki süreki Rıza Akpolat tarafından kullanılmış gibi bir intiba yaratılmıştır. Arada sırada kullanır o da benim rızam dahilindedir. Ne evimi ne arabamı Rıza Akpolat’ın geliriyle almadım. Kendi kazancımla alındı. Üzerimize atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. 9 aydır suçu kanıtlanmamış bir mahkum olarak cezaevindeyim. Amerika’dan kendi isteğimle ülkeme döndüm. Ben alın terimle aldığım evim yüzünden tutukluyum. Oğluma, tutuklandığımı söyleyemedik. Oğlum beni hala askerde biliyor, ‘baba sen askerlik yapmadın mı?’ diyor. Tahliyemi ve beraatimi talep ederim." Duruşmaya öğle arası verildi. "İftiralarla aile bireylerime kadar kişiler tutuklandı" Aranın ardınan tutuklu Beşiktaş Belediyesi Başkanı Rıza Akpolat'ın uzun bir savunma yaptı. Hakkındaki iddialara tek tek yanıt veren Akpolat, "Kaçması mümkün olmayan, çağrıldığında her yere kendi iradesiyle gidebilecek bir Belediye Başkanı hakkında, dört gün gözaltı ve tutuklama gibi en ağır tedbirlere başvurulmuşsa, bunun ancak somut, açık ve denetlenebilir delillere dayanması beklenirdi. Hukuk sisteminde olması gereken 'delilden suça ve suçluya' gitmek iken, bu dosyada bunun tam tersi bir uygulamayla karşı karşıya kalınmış; önce şahsım ve çalışma arkadaşlarım suçlu ilan edilmiş, ardından bu suçlamayı destekleyecek deliller oluşturulmaya çalışılmıştır. Gizli tanık beyanları esas kabul edilmiş, tutuklanma tehdidi altında itirafçı hâline getirilen kişilerin söyledikleri peşinen doğru sayılmıştır. Oysaki, aşağıda ayrıntılı olarak aktaracağım üzere, bu kişilerin ilk ifadeleri ile sonradan verdikleri beyanlar arasında açık ve ciddi çelişkiler bulunmaktadır. Eşini, babasını, kız kardeşini hatta otizmli çocuğunu veya on gün sonra sorunlu bir doğum yapacak eşini bir daha görememek korkusu yaşatılan kişiler, bu korku ikliminde ismen 'itirafçı', gerçekte ise 'iftiracı' hâline getirilmiş ve önlerine konulan her isnadı teyit edip bu iftiranameleri imzalamak zorunda bırakılmıştır. Kendi eşlerini, çocuklarını ve ailelerini korumak için ortaya atılan bu yalanlar, bizlerin özgürlüğünden, ailelerimizden ve çocuklarımızdan koparılmasına gerekçe yapılmıştır. Bu iftiralar üzerinden yürütülen operasyonlarda, hukuka uygun olmayan yöntemlerle evler aranmış, gözaltılar gerçekleştirilmiş, aile bireylerim tutuklanmıştır. 13 Ocak’ta benim yaşadığım sürecin çok daha ağırları daha sonra başkalarına da yaşatılmıştır. Öyle ki, gözaltı işlemi için yapılan baskında, uzun süredir çocuk tedavisi gören ve nihayet hamile kalan kayınbiraderimin eşi, aynı zamanda avukatım olan sevgili Sibel çocuğunu kaybetmiştir. Eşe, çocuğa ve aileye yönelmenin bizim geleneğimizde yeri yokken, hepimize adeta seri katil muamelesi yapılmasının nasıl acı sonuçlar doğurduğu tarif edilebilir olmaktan bile ötedir" dedi. Duruşma 5 Şubat Perşembe günü saat 10.00'da görülmeye devam edecek. Lider serbest, belediye başkanları tutuklu Davanın ilk haftasına damga vuran, iddianamede “örgüt lideri” olarak tanımlanan Aziz İhsan Aktaş’ın tutuksuz yargılanması oldu. Aktaş’ın duruşma salonuna devlet tarafından sağlanan yoğun koruma eşliğinde gelmesi hem avukatlar hem de kamuoyu tarafından yargılamanın tarafsızlığına dair soru işaretlerini beraberinde getirdi. Savunmalar siyasi baskıya işaret ediyor Geçtiğimiz hafta savunma yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, suçlamaların asılsız olduğunu ve dosyanın siyasi bir operasyonun parçası olarak kurgulandığını dile getirdi. Bu hafta ise hakkında 415 yıla kadar hapis cezası istenen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu isimlerin savunma yapması bekleniyor. Tutanak itirazları ve gizli tanıklar Duruşmaların dördüncü gününde, Esenyurt Belediyesi personeli Mert Çelik’in beyanları dikkat çekti. Çelik, emniyet ifadesinde verdiği yanıtların iddianameye farklı yansıtıldığını belirterek tutanaklara itiraz etti. Bu durum, soruşturma aşamasındaki yönlendirme iddialarını yeniden gündeme getirdi. Öte yandan, önümüzdeki günlerde “Yaprak” ve “XYZ49QP” kod adlı gizli tanıkların SEGBİS aracılığıyla dinlenmesi planlanıyor. Mahkemenin, savunmaların tamamlanmasının ardından cuma günü tutuklu sanıklar hakkında tahliye kararı verip vermeyeceği beklenirken, duruşmaların 20 Şubat’a kadar kesintisiz sürmesi planlanıyor. {{5968746}}
Kamuoyunda, akpolat konularını kapsayan Adli gelişmeleri mercek altına alan bu haber, kamuoyu vicdanını yakından ilgilendiriyor. Bu haberin güvenilirlik puanı orta düzeyde düzeyde (50/100), 0 kaynak atfıyla destekleniyor. Bununla birlikte, zengin terimsel içeriğe rağmen düşük okunabilirlik; teknik bir kitle hedeflenmiş olabilir. Genel değerlendirme: güvenilirlik orta düzeyde, dezenformasyon riski ihmal edilebilir, propaganda düzeyi ihmal edilebilir.
Emniyet ve yargı süreçlerini konu alan bu haber, aktaş konularını kapsayan toplumsal güvenlik boyutunu ele alıyor. Dilsel karmaşıklık açısından zor okunan bir metin; akademik seviye 11.8 olarak hesaplandı. Ek olarak, İçeriğin eğitici niteliği sınırlı düzeyde (20/100); yüzeysel bir bilgi yapısı bir perspektif sunuyor. Ayrıca, metin analizi, haberin dengeli bir çerçevede yazıldığını gösteriyor (0 puan).
Ek olarak, haber 0 farklı varlığa referans veriyor ve 0 kaynak atfı içeriyor; anahtar kelime yoğunluğu: 30. Bununla birlikte, NLP güvenilirlik skoru orta düzeyde (50); içerik 0 farklı isimli kaynağa referans veriyor. Dikkat çekici şekilde, gramer analizi mükemmel sonuç veriyor (80/100); metin tutarlılığı tam olarak uyuyor. Çok sayıda anahtar terim içermesine rağmen akıcılık düşük; bilgi erişimi zorlayıcı.
Bu haberin analitik profili: orta düzeyde güvenilirlik, ihmal edilebilir bilgi doğruluğu riski ve ihmal edilebilir propaganda etkisi.